Kitaplar ve Biz

- 4 mins

Kitaplarla aranız nasıldır? Eğer yeterince iyi olmadığını ve bunu iyileştirmek istediğinizi düşünüyorsanız bu yazı aradığınız şey olabilir. Yazıyı dört ayrı bölümde ele aldım;

  1. Neden kitap okumalı?
  2. Yazının tarihi
  3. Kitaplar ve Türkiye
  4. Motivasyon ve öneriler

 

1. Neden Kitap Okumalı?

Uzun yıllardır kitap okumayı düzenli bir aktiviteye dönüştürmeye çalışıyordum. Kırılma noktam Serdar Kuzuloğlu’nun Nisan 2017’de bir TV programında yapmış olduğu şu konuşması oldu:

(Özgür Bolat’tan önündeki kitabı isteyerek söze başlıyor.)

“Nedir bu kitap? Richard M Lerner, Ergenlik Hakkında Her Şey. Öz geçmişine baksak, bir dünya kitap okumuş, bir sürü başarısı olan bir adam.

Kaç para bu kitap? 29 lira. Yani bir profesör hayatı boyunca ergenlikle öğrendiği her şeyi yazıyor ve bunu size yalnızca 29 liraya satıyor. Bu adamı buraya konuşmaya çağırsak belki 10 bin dolar para isteyecek. Ama çok daha fazlasını 29 liraya alma şansınız var.”

Kitapların alametifarikası en net şekilde ancak böyle ifade edilebilirdi sanırım. İlgilenenler için videoyu da bırakayım (dakika 1:19:23);

 

2. Yazının Kısa Tarihi

İnsanlığa dair elimizdeki verilere baktığımızda, bazı şeyleri fiziksel olarak saklama ya da ifade etme ihtiyacını karşılamak için üretilen çözümler MÖ 35 binli yıllara ait olduğu düşünülen mağara resimlerine kadar ilerliyor.

İnsanoğlu MÖ yaklaşık 10 binli yıllarda tarım yapmaya başlıyor ve yerleşik hayata geçiyor.

Yazı ise MÖ 3500-3000’li yıllarda Sümer şehrinde icat ediliyor. O dönemde yazının icadındaki temel amaç tapınak ve depolardaki malların miktarını kaydetmek.

Günümüzdeki birçok modern alfabenin temelini oluşturan Fenike alfabesi ise MÖ yaklaşık 1050 yılında icat ediliyor.

İlk matbaa, ağaç oyma tekniği kullanılarak MS 593’te Çin’de icat edilmiş, ilk basılı gazete de MS 700’de Pekin’de çıkmış. Modern matbaa ise 15. yüzyılda Avrupa’da kullanılmaya başlanıyor.

19. yüzyıldan itibaren Sanayi Devrimi’nin de etkisiyle birlikte selüloz esaslı endüstriyel kağıt üretimi yaygınlaşıyor ve böylece kitaplar toplumun yalnızca varlıklı üst kesimi için değil, herkes için erişilebilir hale gelmiş oluyor.

Bugün, yani 2017 yılında ise, bir kitaba erişmek hiç olmadığı kadar kolay. Acaba sahip olduğumuz bu muazzam gücün farkında mıyız?

 

Etimoloji molası:

Kitap kelimesi, Arapçadaki “ketebe” (yazmak) fiilinden türemiş ve “kitab” (yazılı olan, yazılan) olarak dilimize girmiştir. Türkçedeki karşılığı “betik” ya da “bitig”dir.

 

“İyi kitaplar okumak, geçmiş yüzyılların en parlak insanlarıyla sohbet etmek gibidir.” Descartes

 

 

3. Kitaplar ve Türkiye

Bu bölümdeki istatistikler her ne kadar yürek burksa da üstesinden gelmek için sıkça dile getirmeliyiz.

 

Türkiye nüfusunun yüzde 39’u ömründe hiç kitap okumamış.

TÜİK verilerine göre kitap okumak, Türk insanının ihtiyaç listesinde 235. sırada yer alıyor.

Yani 24 saatinin yalnızca 1 dakikasını kitap okumaya ayırıyor. Bunun yanı sıra günde 6 saat TV izlerken, 3 saat de internete harcıyor.

Dünya genelinde kişi başına kitap harcaması 1.3 dolarken, Türkiye’de bu rakam 0.25 dolar.

 

İlgilenenler için Eurostat’ın Avrupa’daki ülkelerle yapmış olduğu bir başka araştırma şurada.

 

“Kitap okumak en güçlü bireysel silahlanmadır.”

 

 

4. Motivasyon ve Öneriler

Peki bu çıkmazları nasıl aşabiliriz? Kitap okuma alışkanlığını nasıl kazanabiliriz?

Basit bir hesap yaparak işe koyulalım.

 

Ortalama bir insanın okuma hızı dakikada 200-250 kelimedir.

Genellikle kitaplarda sayfa başına 250-300 kelime bulunur.

Kabaca bir hesapla günde yalnızca 30 dakika kitap okusanız 25 sayfa eder.

30 gün x 25 sayfadan 750 sayfa yapar.

Böylece her ay 2-3 adet kitap bitirebilirsiniz.

Ayda 2 kitap bitirseniz, yılda tam 24 kitap yapıyor.

Böyle Devlet Bahçeli hesabı gibi oldu ama sayılara çok odaklanmamak lazım. Her ay 1 kitap okusanız bile size çok şey katar.

“Okumak, zekayı kibarlaştırır.” C.Meriç

 

“Kitap okumaya vaktim yok.” Bu, altına en çok sığınılan bahanelerden birisi. Sosyal medyaya günde kaç saat ayırıyorsunuz? 1 saat? 2 saat? 4 saat? Televizyon? Oyunlar? Siyaset, magazin, futbol; gündelik gelişmeleri takip etmek size gerçekten bir şey katıyor mu? Oturup kendimizi sorgulamamız gerekli.

Toplu taşıma kullanıyorsanız o vakti kitap okumaya ayırabilirsiniz. Yahut yatağınızın dibinde bir kitap bulundurursanız uyumadan önce okuyabilirsiniz.

Kitap okuma alışkanlığı kazanmanın en kolay yolu daima yanında kitap bulundurmaktır. Yolda, evde, okulda, işte, yatağın baş ucunda, her yerde.

 

Bir diğer önemli faktör de okunan kitabın türü ve niteliği. Türkiye’de her yıl yaklaşık 50 bin kitap çıkıyor. Yarısından fazlası ders kitabı olmasına rağmen kalan kitap sayısı okuyarak başa çıkılmayacak kadar fazla. Hal böyle olunca okuyacağımız kitapları iyi seçmek gerekli. Farklı türlerde birkaç kitap okuduktan sonra sevdiğiniz türleri belirleyebilirsiniz. Örneğin benim için roman ve öykülerden ziyade bilgi içerikli kitaplar çok daha ilgi çekici geliyor.

 

Kitap okuma motivasyonu için teknolojinin nimetlerinden faydalanarak Goodreads platformunu da kullanabilirsiniz. Burada okuduğunuz ve okumak istediğiniz kitapların listesini tutabilir, kitaplar hakkında yorum yazabilir, arkadaşlarınızın ya da başka kullanıcıların yorumlarını okuyabilirsiniz. İlgilenen olursa hesabım.

 

Kitaplar size bir ömürde birden fazla hayat yaşama fırsatı sunar. Yüzlerce yıl geçmişe ya da geleceğe taşır. Hayatınız boyu tecrübe edemeyeceğiniz şeyler yaşatır. Zamanı hızlandırır. Sizi Dünya vatandaşı yapar.

Kitapseverlerle dolu, müreffeh bir toplum olmamız dileğiyle.

 

 

Eğer bu yazı ilginizi çektiyse Serdar Kuzuloğlu’nun yazmış olduğu şu yazıyı okumanızı da şiddetle tavsiye ederim. Alıntılarımın bazıları bu yazıdan.

Kitap ‘sevmek isteyenlere’ birkaç tavsiye

 

Kaynaklar

Burak Ekici

Burak Ekici

Software Engineer • Lifelong Learner

comments powered by Disqus
rss facebook twitter github youtube mail spotify lastfm instagram linkedin google google-plus pinterest medium vimeo stackoverflow reddit quora quora