Bir Uyuşturucu Türü Olarak Şeker

- 7 mins

Selamlar,

Bu yazıda şeker nedir, neden zararlıdır ve nasıl azaltabiliriz sorularına yanıt aradım. Umarım daha sağlıklı bir beslenme alışkanlığı edinmek isteyenlere faydalı bir yazı olur.


Şekerin Kısa Tarihçesi

Günümüzden yaklaşık 5 bin yıl önce şeker kamışı Hindistan’da fark edilmiş ve sakkhara ismiyle anılmaya başlanmış. Bu isim, saccharum olarak Latince’ye, sakkharon olarak Yunanca’ya, zucchero olarak İtalyanca’ya, azucar olarak İspanyolca’ya, zucker olarak Almanca’ya, sucre olarak Fransızca’ya, sugar olarak İngilizce’ye, şükker, şeker ve diğer halleriyle de Türkçe, Farsça ve Arapça dillerine geçmiş.

Avrupa’nın şekerle tanışması, Müslümanların İspanya’ya yerleşmesiyle başlıyor. O dönemde avrupalılar bu baharatı çok beğeniyor ama bir hayli değerli. 1300’lerde İngiltere’de bir işçinin maaşı ile 1 pound şeker eşdeğer görülüyor. Hem Avrupa’da hem Osmanlı’da tedavi amaçlı kullanılıyor. Nabza göre şerbet vermek deyimi de buradan geliyor.

Şeker Nedir?

İnsan vücudunun yaklaşık %60’ı su (mineralli ve tuzlu su), yaklaşık %20’si hayvansal yağ ve yaklaşık %20’si de proteinden oluşuyor.

Karbonhidrat, canlı yapısına katılmayan, birinci dereceden enerji verici olarak kullanılan, yapı taşı da glikoz olan bir madde. Depolanma şekli bitkilerde nişasta, hayvanlarda ise glikojen şeklinde.

Bildiğimiz toz şeker, yani sakkaroz (sükroz), bir molekül glikoz ve bir molekül fruktozdan oluşuyor. Şeker pancarı ya da şeker kamışından üretiliyor.

Bir şeker kamışının %50’si su, o suyun da yalnızca %20’si şeker olabiliyor. Yani aslında soframıza gelen şeker, şeker kamışı bitkisinin konsantre hali.

Fruktoz aynı zamanda balda, meyve suyunda ve mısır şurubunda mevcut (birazdan değineceğiz).

Bir de NBŞ yani Nişasta Bazlı Şekerler var ki en fenası. NBŞ’ler genelde mısır olmak üzere çeşitli bitkilerden kimyasal yollarla üretilen endüstriyel şekerlere deniyor. Fruktoz şurubu ve glikoz şurubu olmak üzere iki ana kategoriye ayrılıyorlar. Yoğun miktarda fruktoz bulunduruyorlar ve direkt tüketimden ziyade yine endüstriyel üretimlerde girdi olarak kullanılıyorlar. Örneğin meşrubatlarda, çeşitli tatlı ve şekerlemelerde görmek mümkün. Ve ne yazık ki çokça şeker pancarı kaynağımız olmasına rağmen (yanılmıyorsam dünyadaki 5. şeker pancarı üreticisiyiz) ucuz olduğu için ülkemizde son yıllarda mısır şurubu üretmek için mısır ithal edilmeye başlanmış. NBŞ’ler daha uzun raf ömrü de sağlayınca gıda üreticileri için biçilmiş kaftan olmuş.

Harika GIF dimi 😄


Şeker neden düşman?

Alkol yani etanol, vücudunuz tarafından bir toksik yani zehir olarak algılandığı için %80’i karaciğerde parçalanıyor.

Fruktoz da aynı alkol gibi yaşamınız süresince hiç ihtiyaç duymadığınız bir madde olduğu için vücudunuz tamamen yabancı kalıyor, onu bir zehir olarak algılıyor ve neredeyse tamamı karaciğerde işlem görüyor.

(Glikoz tükettiğimizde (ör: ekmek ya da patates) yediğinizde bunun yaklaşık %20’si karaciğerde parçalanıyor.)

Yani fruktozun vücutta işlenme süreçleri alkol ile büyük oranda benzerlik taşıyor.

Şeker diyabete, hızlı kilo alımına ve dolayısıyla obeziteye, ani duygu değişimine ve bağımlılığa yol açıyor. Karaciğerde alkol ile neredeyse aynı etkiyi gösteriyor.

Bir deneyde bir süre boyunca farklı zamanlarda farelere kokain ve şeker veriliyor. Bir süre sonra kokain ve şeker aynı zamanda fareye sunuluyor ve farelerin %94’ü şekeri seçiyor.

Hatta bir aşama sonrasında şekere giden farelere elektrik şoku veriyorlar, ama fareler yine de kokain yerine şoka razı olarak şekere gidiyorlar.

Şeker, kokainden 8 kat daha fazla bağımlılık yapıyor.

Yoğun şeker tüketimi beyin aktivitelerini yavaşlatıyor ve öğrenme süreçlerinizin yavaşlamasına sebep oluyor.

Şeker tüketimini azaltmak insülin seviyesinin düzelmesini, obezite, diyabet, kötü kolesterol ve kalp rahatsızlıklarının daha az görülmesini sağlıyor.

Daha az şeker tüketimiyle depresyon riskini azaltmak ve genel olarak daha pozitif bir ruh haline sahip olmak mümkün.

Ayrıca şeker, diş çürümesine yol açan bakterilerle mücadele eden salyadaki organizmaları öldürerek dişlerin çürümesine sebep olabiliyor.


İnsülinin en önemli görevi, dolaşımdaki kan şekerini derhal dolaşımdan uzaklaştırmaktır. Depoya gönderir ve bu da karaciğeri, göbeği ve başka bölgeleri yağlandırır.

Özellikle yoğun fruktoz tüketiminde, pankreasımız bizi bu zehirden korumak için bol miktarda insülin üretmeye çalışıyor, bu da sindirimi kontrol eden hormonların daha az üretilmesine sebep oluyor. Akabinde sindirim yapılamadığı için vücut enerji üretemediğinden beyin “Yemek yemeliyim” sinyalleriyle sizi yeniden yemek yemeye sevk ediyor. Sonuç: doymama hissi ve şişmanlama.

Ayrıca beyne doyma hissi gelmeyince çevrede yeterli gıda olmadığını düşünüyor ve daha az enerji tüketmeye başlıyor. Vücuda alınan besinleri depolamaya çalışıyor.

Aşağıda paylaştığım videolarda çok daha detaylı bir şekilde açıklamalar mevcut.

Türkiye’de her 3 insandan biri obez, biri aşırı kilolu, biri de normal.


Endüstriyel paketli gıdaların en az %80’inde şeker bulunuyor. Şeker güzel çünkü bir uyuşturucu gibi. Almayınca çıldırıyorsunuz. Patatesinizin yanında annenizin yaptığı domates sosu yerine ketçap istiyorsunuz çünkü içerisindeki şekere bağımlısınız.

Ayrıca paketli gıdalarda raf ömrünü artırmak için lif oranı düşürülüyor.

Örneğin bir meyve yediğinizde içerisinde fruktoz olsa dahi yoğun liflere sahip olduğundan diğer şekerli endüstriyel gıdalar gibi direkt sindirime geçmiyor. Daha uzun bir zaman içerisinde sindiriliyor.

Aynı miktarda kalori alsanız dahi protein ve yağ yerine şekere abandığınızda hızlı bir şekilde kilo almaya, yağ oranında artışa ve insülin direnci geliştirmeye başlıyorsunuz.

‘That Sugar Film’ adlı belgeselde adam günlük kalori alımını aynı tutarak yediği sağlıklı yiyeceklerin bir kısmını şekerli gıdalarla değiştiriyor. 1 ay içerisinde tam 8.5 kilo alıyor ve vücut yağ oranı %7 artış gösteriyor.


Peki ya şekerle nasıl mücadele edebiliriz?

• İlk önerim kola, gazoz vb. asitli içecekleri bir an evvel bırakmanız yönünde olacaktır. 2013 Temmuz’dan beri içmiyorum ve inanın hiç de aramıyorum. Eğer bırakması imkansız olsaydı ben bırakamazdım çünkü lise yıllarında günde 1 litre civarında kola içiyordum.

• Genel olarak paketli gıdaları azaltmaya çalışabilirsiniz. Her şeyin doğalı güzel. Evet, başlarda tatsız gelecek ama zamanla alışacaksınız. İnanın sağlığınız daha önemli.

• Şekerlemeleri, çikolataları azaltabilirsiniz.

• Çaya şeker atmayı bırakabilirsiniz.

• 3-4 tane portakalın suyunu sıkıp tüm şekeri vücudunuza yüklemektense her öğün için 1 adet portakalı posasıyla tercih edebilirsiniz.

• Beyaz ekmek yerine tam tahıllı ekmekler tüketebilirsiniz.

• Alternatif olarak meyve, kuruyemiş, yoğurt yiyebilir; çay, kahve, ayran ve soda tercih edebilirsiniz.

• Endüstriyel gıdaların “İçindekiler” kısmında “şeker” ya da “x şurubu” şeklinde gördüğünüz tüm ibareler tehlike habercisidir.


Fotoğraflar

“Bir görsel, bin kelimeden iyidir.” diyerek biraz da fotoğraflar üzerinden gidelim.

• Aşağıdaki grafik 1960’lardan sonra şekerin endüstriyel kullanımı arttıktan sonra obezite, diyabet ve kalp rahatsızlıklarının aynı oranda artış gösterdiğini çarpıcı şekilde gözler önüne seriyor.

Şeker

• Aşağıdaki görselde ise ABD’de en çok kola vb. şekerli içecekleri tüketen eyaletler, en obez eyaletler, en tembel eyaletler, en mutsuz eyaletler, en çok diyabet ve kalp rahatsızlığı görülen eyaletler arasında bir pozitif korelasyon olduğunu görmek mümkün.

Şeker

• Bu fotoğraf bayağı meşhur olmuştu ama yine de koydum. Değerler doğru olmasa bile şeker oranları hakkında kabaca bir fikir veriyor.

Şeker

• Bu fotoğraf da geçen yıl gezdiğim bir çikolata fabrikasından. Sütlü çikolatanın formülünü gösteriyor. Ve evet yanlış görmediniz, %47.5 paya sahip olan şey şeker. :) Bu oran beyaz çikolatada %52. Bitter çikolata diğerlerine nazaran güvenli liman ve %24 şeker oranına sahip.

Şeker

Yeri gelmişken çikolatanın tarihçesinden de bahsetmek isterim.


Videolar

Aşağıya faydalı olduğunu düşündüğüm ve çeşitli alıntılar yaptığım birkaç video bırakıyorum. Boş vakitlerinizde izlemenizi öneririm.






Hayatta sahip olduğunuz en kıymetli şey sağlığınızdır. Sağlık yoksa, hiçbir şeyin önemi kalmaz.

Umarım bir nebze olsun farkındalık yaratabilmişimdir. Bu alan benim uzmanlık alanım değil. Dolayısıyla hatalar olması gayet doğal. İzlediğim birkaç video ve akabinde gelen araştırmalar sonucu öğrendiklerimi unutmamak için yazıya dökmek istedim. Sonra biraz düzenleyip paylaşarak topluma faydalı olur motivasyonuyla paylaşıyorum. Gözünüze çarpan hataları ya da eklemek istediklerinizi aşağıda yorumlar bölümünde paylaşırsanız hep birlikte doğrusunu öğrenmiş oluruz.

Sağlıcakla kalın!


Belki şunlara da göz gezdirmek istersiniz.

Burak Ekici

Burak Ekici

Software Engineer • Lifelong Learner

comments powered by Disqus
rss facebook twitter github youtube mail spotify lastfm instagram linkedin google google-plus pinterest medium vimeo stackoverflow reddit quora quora